İçimizdeki Çocuk: Duygu, Mantık ve Ebeveyn Mirası
Bir çocuğun duyguları ile mantığı arasında güçlü bir ilişki yoktur. Kızınca kızdığını belli eder, ağlar, üzülür, incinir veya korkabilir; yani o anı yaşar. Birinin acısını gördüğü zaman ailesi veya sosyal çevresindeki dengeleri gözetmez ve sadece üzülür. Çocuğun saf bir kalbi vardır (aslında değer duygusu da tam burada oluşur). Duygu ile düşünceleri arasındaki mesafe yok denecek kadar azdır. Genellikle tepkisini bu yüzden hemen verebilir. Büyüdükçe baba, anne ya da onu yetiştiren ebeveynleri kopyalamaya başlar (onların deneyimleri, sevme biçimleri (negatif ya da pozitif), savunma mekanizmaları, davranış modelleri). Kopyaladığı davranışlar aslında duyguları ve düşünceleri arasındaki tüm yapının iskeleti olur. Eğer örnek aldığı ebeveynler de bu anlamda sağlıksız ise yetişkin hale gelince farklı senaryolarda cehenneme dönmüş bir hayat, eğer sağlıklı ise hem kendi ile hem dünya ile sağlıklı ilişkiler kurabilen bir birey olma yolunda ilerler. İşte yetişkinlikte topluluk içinde ya da bireysel olarak çevresinde problem olan ya da zor dediğimiz insanlar (veya kişilik bozuklukları), işte bu grup insanlardır.
Yetişkinlikte bir önceki paragrafta bahsettiğim insanlar çocukluklarında duyguyu hemen yaşayıp gösterebilirlerdi, ancak zaman içinde yetişkin hallerinde zihin duygulara çocuklukta kendi öğrendikleri anlamlar dahilinde şekillendirir (alınmak, hemen kırılmak, eleştiriye kapalı olmak gibi). Bu öğrenilen anlam bozuksa yetişkinlikte çocuğun kendini bilme yolculuğu bu bozuk olan anlamı çözmekle meşgul olacaktır, çünkü filtre olmadığı için o dönemde alınan sevgi ya da reddedilme vs., hiçbir rasyonalizasyondan geçmeden doğrudan işleniyor. Ve çocuğun gerçeği oluyor.
Artık insanların niyetlerini, hayal kırıklıklarını, kolay kırılabildiklerini, sınırlarını biliyoruz. Ama yine de insanlar çocuk tarafları olan bilinçdışı ile tepki veriyor. Burada yapmamız gereken, çocukken bilincimize yüklenen (yani yetişkin kişinin bilinçdışı) anlamları anlayarak farkındalığa ulaşmak, çocuk tarafımıza değerek farkındalığımızı oluşturmak.
Farkında oldukça o çocuğa (bilinçdışımıza) şunu söyleyebiliriz: "Bu dünya ile ilgili senden çok daha fazla şey bilebilirim, ancak bazı şeyleri hissetmek konusunda sen benden çok daha fazla deneyimlisin."
Sevgilerimle
Berkay Altunbay